ŞEHRİN BOŞ SOKAKLARI ~ Enver Alan

sadece aylık 100 tl ye reklamınızı bu alana verebilirsiniz.. iletişim için bize ulaşın.

  • Resmin tanımı Başbakan davutoğlu
  • rnek yazı Tayyip Erdoğan
  • yandaş medya bal tutan parmağını yalar
  • Google'dan kontakt lens kamera Günün yazısı
  • amerikanın keşfi amerikayı kim keşfetti
  • bedelli askerlik bedelli askerlik
  • cem evleri cem evlerinin giderleri
  • küresel ısınma küresel ısınma
  • cumhurbaşkanlığı sarayı cumhurbaşkanlığı sarayı
  • integram zenginleri integramdan para kazananlar
  • öğrenci haberi validen öğretmene ziyaret
  • karşıkyaka yaralama haberi karşıkyaka yaralama haberi
  • sivasta kaza sivasta kaza
  • doktor hemşire haberi doktor hemşire bir birini suçladı
  • MEB ŞURASI Milli Eğitim Şurası
  • Google'dan kontakt lens kamera Google'dan kontakt lens kamera
  • pramier lig yayın hasılatı pramier lig yayın hasılatı
  • Google'dan kontakt lens kamera Işid saldırdı
  • Google'dan kontakt lens kamera Google'dan kontakt lens kamera
  • Google'dan kontakt lens kamera Google'dan kontakt lens kamera
  • Google'dan kontakt lens kamera Google'dan kontakt lens kamera
  • Google'dan kontakt lens kamera Google'dan kontakt lens kamera
HABER HABER

ŞEHRİN BOŞ SOKAKLARI

Bir arkadaşım, 'Geçerken görüyor musun o kadınla oğlunu?' diye sormasa, onların varlıklarından bile haberim olmayacaktı. O andan sonra bir süre gözlerim onları aradı. Yoksa çekip gitmişler miydi? Yoksa, bu soğuklarda... Hayır hayır, oradaydılar. Bir ırmağın akış güzergahı gibi aktıkça şekillenen caddenin sığınacak bir köşeciğini mutlaka bulmuşlardı. İlk fark edip de bunlar onlar olmalı dediğim an biraz şaşırmıştım. Kendilerini öylesine gizliyorlar, öylesine gürültüsüz patırtısız hareket ediyorlardı ki, onları sokağın bir parçası sanmanız kadar doğal bir şey olamazdı. Dillerini, sadece dillerini değil cinsiyetlerini ve kimliklerini de bir kenara itmişçesine yaşamaya çalışıyorlardı. Yaşamaya çalışıyorlardı deyişime bakmayın, bundan emin değilim, gözlerinde öylesine bir ifade yakaladım ki, sanki canlı iki heykel gibi her gün konum ve ifade değiştiriyorlardı. Yoksa onlar şu şaşırtıcı insanoğlunun henüz haberimiz olamayan yeni icatlarından mıydılar?
Sonra onları özellikle izlemeye başladım. Günlerce gözledim. Yakından. Uzaktan baktım. Her defasında, orada olup olmamaları, annenin bir savaş yorgunu gibi, eski toprak bir küp gibi yan yatıp kıvrılması, oğlunun nedense hep ayakta, fakat sessizce ayakta durmak istemesi, sessizliğin çarptığı zaman şamarı halleri ilgimi daha bir çekmeye merakımı daha bir kabartmaya başladı. Aslında ben onlardan önce başka birisiyle ilgileniyordum. Onun, sabahın erken saatlerinde, gecenin köründe, tek başına, yan çizerek, özellikle yan yan yürüyerek ömür eskitmesini gözlüyordum. İnce yapısı, yakışıklı sayılabilecek yüz hatları, kırlaşmış olmasına rağmen keskin ve diri saçları, yüzünün gerisinde sürüklediği binlerce soru işareti kafamı kurcalıyordu. Bir an olsun onu otururken ve konuşurken görmemiştim. Hareket ve sessizlik sanki onun en büyük gücüydü. Ne birinden bir şey istediğini duymuştum ne de bir şey sorduğunu. Hatta kendisine sorulan kimi sorular karşısında ifadesizliğini ve pervasızlığını da koruyordu sonuna kadar. O kararını çoktan vermiş, kendi iskelesine varmak için ağır ağır kürek çeken bir kayıkçıyı andırıyordu. Ne saatler, ne günler, ne yağmur, ne açlık ne ölümler, kim bilir belki ne de dünya onun umurunda değildi.
İşte onun arasına, o yan yan adımlarla yürüyen adamın arasına, onlar, o anne ile oğul giriverdiler birden. Onlar sokakta yaşıyorlardı. Sokak onların evi olmuştu. Kimse onlara bir şey söylemiyordu. Sessiz ve kabullenilmiş gizli bir mutabakat varmış gibiydi. Zaman zaman onları bin yıllık bir yemeği yerlerken görüyordum. Ellerindeki kaplar sanki taştan oyulmuştu ve bin yıl önce pişmiş yemekler gibiydi. Hiçbir açlık ifadesi, doyma dürtüsü hissedilmiyordu yüz çizgilerinde. Adeta az önce çok sevdikleri birini yitirmişçesine kederli ve donuktu bakışları. Ekmek ellerinin arasında arkeolojik bir buluntu gibi ufalanıyor, soğuk bir zaman katığı gibi pelteleşiyordu. Kimdi onlar? Nereden gelmişlerdi? Ne zamandır burada, bu semtte, bu caddede yaşıyorlardı? Sürüsünü yitirmiş göç leyleği miydiler yoksa? İnsan suretine bürünmüş kutsal kitaplardan çıkıp gelmiş mesajcı varlıklar olabilirler miydi acaba? Arada sırada, Prado Müzesi'nde gördüğümü sandığım kimi ortaçağ resimlerinden fırlamış bile sanıyordum onları. İnsanın yitirdiği kayıp ve sahipsiz kolu olabilirler mi diye düşünüyordum.
Hayır hayır hiçbiri değildi onlar. Muhtemelen kendi aralarında bile çok az konuşuyor, dünyadan çıkıp gitmeye çalışıyorlardı. Geniş dünya, büyük dünya, koskocaman dünya, uzayın derinliklerinde dönen dünya, dağların, nehirlerin, rüzgarların, tarlaların, buğday başaklarının, yüksek gökdelenlerin dünyası, dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi, bu şehirde olduğu gibi, bazı çocuklarını sokakta bırakıyor, ya da bazı çocuklar sokağı seçiyorlardı. Onlar niçin ve ne zaman buna uğramışlardı, bir kıymeti var mıydı? Onlar kadar herkes, hepimiz alışmıyor muyduk bu duruma? Bir gün değil bir saat bile, gecenin içinde bir saat bile, kışın bu kemiğinde, sokakta kalmayı, ona teslim olmayı deneyecek cesaretimiz var mıydı?
Yine de dün, aklımı durulayan, bir taş köşeden bir gül başı uzanmışçasına içimi kıpır kıpır yapan bir şey gördüm. İki iri ve iyice sarılmış bavul ve ortada bir kalın çuvalı andıran eşya toplamının arasında, anne ile oğul, (ana ve oğul olduklarını bilmesem de öyle saydım onları) yine bir köşede kıvrılmış yatıyorlardı. Botlarını, açık lacivert, aynı boy botlarını gördüm. İkisinin de botları yeniydi ve belli ki birileri hediye etmişti. Uzun botlar sarıp sarmalamıştı ayaklarını. Ve nedense ben ilk kez onların ısındığını, yokluk içinde ve sokakta yaşarken bile bir yaşama neşvesi gezindiğini varsaydım. Büyük bir aldanış içinde olsam bile. Sandım. Sanmak istedim.
    Google hesabı ile
    Facebook hesabı ile yorumla

0 yorum:

Yorum Gönder

  • memur sendikası saltanatı

    Memur Sendikaları Tam Bir Fiyasko

  • Memur Sendikaların da Menfaat var mı?

  • Sendikalar Çıkar Yuvası Oldu

  • sendika gereksizliği


SICAKLAR ARTTI

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte bunaltan sıcaklar daha da artacağı ve yaşlı hasta ve çocukların sıcak havalarda dikkatli olmaları için uyarıldı..

devamı

KLİMA UYARISI

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte bunaltan sıcaklar dan kurtulmak için kullanılan klima kullanırken nelere dikkat etmeliyiz..

DEVAMI
  • FİTNES HAKKIN DA BİLGİLER

  • MEMURLARIN GÖREVDE YÜKSELME VE KARİYER HEDEFİ





Enver Alan
İSTEDİĞİMİ YAPARIM
Aslında mevzuat, (değerlendirme yapacak) Milli Eğitim Müdürlerine de Şube Müdürlerine de ben kimle ..
Enver Alan
Adalet...
13 yıldır Devlette yaptığı kadrolaşmayı yeterli bulmayarak, paralel yapı bahanesiyle kamuda yeni bir kirli hareket başlattı. Kendisi gibi..

Duyuru.!!!

sitemize reklam vermek için ücretlerimiz haftalık aylık ve yıllık olarak belirlenir makul fiyatlar ile tekliflerinizi bekliyoruz...

Son dakika haber

50 bin eğitim yöneticisinin unvanları bir kanunla silinse ne olur? bulunanların zaten göreve devamı sağlanacak.Ama ünvan olarak değil görevlendirme ünvan olarak. Olsun.Okullar açılınca bizim sorusunu herkes birbirine niye soruyor.
enveralan.blogspot.comenveralan.blogspot.com/İNDEX

zengin içerikli ve interaktif olarak web sitemizi ziyaret ettiğiniz için teşekkürler bizimle iletişime geçebilir veya iletişim formu aracılığıyla mesaj gönderebilirsiniz...

Enver Alan

Ceo